Gün geçmiyor ki şehit habersiz günümüz olsun. Bu da millet olarak alıştık artık dediğimiz sıradan konu haline dönüşmeye başladı. Haberleri sunan haber spikerlerimiz bile sıradan haber gibi sunmaya başladı. Birkaç ya önceki etkisini iyice yitirmeye başladı. Gözümüzü iyice siyasete çevirdik.

Kim ne kadar oy alacak ?

Tek parti hükümeti olacak mı ?

Cumhurbaşkanı ne dedi ?

Koalisyonu kim kiminle nasıl yapacak ?

HDP meclise girecek mi ?

Bu örnekler çoğaltılarak devam edip gidebilir. Fakat meydanlarda terörün bitmesiyle ilgili konuşulan laflar o kadar basit seçiliyor ki ne söyleyen bunun doğruluğuna inanıyor ne de dinleyen.

1 Kasım 2015 tarihinden sonra ne değişecek, bu akan kanlar, patlayan bombalar duracak mı ? Eski haberler gözümün önüne geldiğinde Ortadoğu da toplu bomba katliamları genelde başka Arap ülkelerinde oluyordu. Şimdi artık bu eylemler bizim ülkemizde de olmaya başladı. Hafta sonları ve özel günlerde insanlarımız artık sokağa çıkarken tedirginlik yaşamaya başladı. Koalisyonsuz bir hükumetin kurulabilmesi mümkün gözükmüyor bana göre, peki aynı senaryoyu tekrar yaşayacaksak şimdiye kadar neden bekledik ?

Bir parti çıkıyor –Bakanlar istifa etmeli– diyor. Neden istifa edince ölümler bitecekmi ?

Bir diğeri –Neden istifa etsin ki bu tip olaylar doğaldır. Her bu tür olaylarda bakanlar istifa etmez– Peki etmez ise bu işin sorumluluğunu sadece asker ve polise yüklemek ne kadar doğrdur ?

Bir başkası –Bize koalisyon teklif edilmedi ki– madem öyle o gün çıkıp söyleseydiniz ya kameraların önünde, varsa öneriniz ne bekliyorsunuz hadi buyurun açıklayın.

En komiklerinden biri de;

Bunları yapan bizden değil– ya biz kim siz kim, sen söylediğine ne kadar inanıyorsun. Çocuklar bile gülüyor bu açıklamalarınıza.

Biz toplum olarak nasıl Soma da ölen 301 madencimizi hatırlıyorsak iki ay sonra da Ankara Garında yapılan katliamı da o şekilde hatırlarız.

Siyaset hiç bu kadar kalitesizleşmemişti. Üslup, saygı bir tarafa, kin ve nefret sözcükleri havada uçuşuyor. Yahu siz daha kendi aranızda anlaşamazken, üslup sorunu yaşarken, sizlerden örnek alan gençler ileride bu ülkeyi nasıl yönetecek.

Özgür olmayan bir toplum nasıl fikir adamı, bilim adamı ve başarılı akademisyenler, siyasetçiler, yazarlar vb. yetiştirebilir ki ?

İnsanoğlu var olduğu günden bu yana hep bu özgürlük denen kelimenin peşinden koşmuş durmuş. Bu kelimenin taşıdığı anlam için milyonlarca insan ölmüş, adına şarkılar, şiirler yazılmış, filmler çekilmiş, her ülke de meydanlara isim olarak verilmiş, Amerika Birleşik Devletleri 1886 yılında bunun için anıt ve gözlem kulesi kurmuş ve Dünya da simgeleştirmiş.

Özgürlük’ün sözlük anlamını paylaşmak istiyorum.

Kişinin kendisini belirlemesi, denetlemesi, yönlendirmesi ve düzenle­mesi durumu. Bireyin kendisini, dış baskı, etki ya da zorlamalardan bağımsız olarak, kendi arzu edilir ideallerine, motiflerine ve istekleri­ne göre yönlendirmesi. Kişinin, başkalarının buyruk ve isteklerine göre değil de, kendi is­teklerine göre davranabilmesi gücü.

Yukarıdaki açıklama tam bize göre değilmi ?

Basınımız özgür, insanımız özgür, seçimimiz özgür, meclisimiz özgür, vekilimiz özgür, kızlarımız özgür, müfredatımız özgür, sosyal medyamız özgür, internetimiz özgür vb.

Dünya da bizim milletimiz gibi çocuklarına bu ismi veren bir millet varmı, baksanıza çocuklarımız bile Özgür.

Atatürk ne demiş;                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                   – Özgürlük olmayan ülkede ölüm, yıkılış vardır. Her ilerlemenin, kurtuluşun anası özgürlüktür.-

Daha ben ne konuşuyorum ki ?

Oktay ERDEM

oktay erdem

Written by oktay erdem

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir