Dünyanın gelmiş geçmiş en önemli buluşlarından bir tanesi,

Hayatımıza girmiş birçok yararlı cihaz bulunur fakat bunlardan hiçbirisi televizyon kadar popüler olamamıştır. Bazılarımız için olmazsa olmaz aygıtlardan birisidir televizyon.

Fakirin eğlence dünyası, yalnızların sesi, bazen umutsuzların umudu da, bazen de iyi bir eğitim aracı,  çocukların neşesi,

Düşünsenize;

Bir dizi izliyorsunuz karakterlerden biri devlet memuru veya bir fabrika da işçi veya bir okulda öğretmen; ikamet ettiği eve bakıyorsunuz eski 2-3 katlı bir konak veya en kötüsü şık bir apartman dairesi, etrafında manken gibi kızlar veya erkekler, hepside yardımsever ve insan canlısı tipler.

Eee ben bunu izliyorum Büyükşehirlerden uzak bir yerde yaşıyorum. Kendi yaşamıma bakıyorum ve düşünüyorum eğer bir işçi veya memur Büyükşehirlerde böyle yaşıyorlarsa ben niye burada duruyorumki demezmisin.

Hooop atlayıverirsin bir otobüse ver elini Istanbul.

Sonra “Hoşgeldin Cehenneme”

Ne oldu şimdi ? nerde bu evler, bu yaşamlar, bu insanlar. Televizyon bana böyle demedi.

Benim yakın bir arkadaşım var. 20 yıldır oyunculuk yapar. Kendisine bazen takılmak için sorarım naber abi ? Ne iş yaparsın ? diye, Verdiği cevap hep aynıdır. Yalan dolan, film yapıyoruz işte,

Eylül ayı ortasından itibaren tüm televizyon kanalları yeni sezonu izleyiciye açtı. En büyük pastayı ve bütçeyi diziler oluşturmakta, Ekim ayı itibarı ile vizyona giren dizilerin sayısı bir hayli fazlalaştı. Hal böyle olunca insanlar neyi seyredeceğini şaşırmış durumda.

Bu aralar televizyonda oynayan dizilere takmış durumdayım.

Oyuncu kadrosu ve başlangıçta iyi bir senaryoya sahip olan diziler izleyicileri çıldırtmak için elinden gelen her şeyi yapıyor. Dizi süreleri uzun olunca da saçmalıkların ardı arkası kesilmiyor. Dizi sürelerinin uzun olması, sektörde olan düzensizlikler ve uzun çalışma saatleri izleyiciyi ilgilendiren bir mesele olmaktan çıkmalı bence, madem öyle yapımcı şirketler daha kısa süreli ama biraz daha seyirciyle dalga geçmeyen, kaliteli işlere girişseler acaba kanal yöneticileri -ben bu diziyi  almam para yatırmam bu işe-mi diyecekler. Hiç sanmıyorum.

Neden Amerikan dizileri çok izleniyor, niçin yapımcılar bunu araştırmıyor ki ?

Sevgili yapımcı, yap bakalım bir saatlik bir dizi ama insanlarla sırf bölümü doldurmak için saçma sapan hareketlerde bulunmadan bak bakalım izleniyormu izlenmiyormu ?

Şu an yapılan 2 saatlik bir dizinin içerisinde mutlaka 10-15dk kısımları şarkılarla geçiyor, slow motion dedikleri ağır çekimleri eklersen gitti yarım saat, üzerine bir de senaristlerin saçmalıklarını ekle, gerçek konu elinde toplam 20dk,

Ya oyunun içinde oyun süper bir durum ama oyunun içinde oyun, onun içinde bir kez daha oyunun içinde oyun sonra çıkan sonuç saçma sapan bir şey, zaten bu yazıyı okuyan herkes hangi diziden bahsettiğimi hemen anlamıştır. Ben artık izlemeyeceğim bu diziyi ve etrafımda konuştuğum arkadaşlarımın beşte ikisi izlemeyeceğini ifade etmiş durumdalar.

Ne oldu ?

Kanal reklamlardan parayı götürdü, yapımcı projeyi sattı parayı götürdü, ama geride milyonlarca insan yapılan saçmalıklardan sonra sinir hastası oluverdi. Hayır anlamadığım bu izlenme  ölçümlerinin doğru yapılıp yapılmadıkları, İlk başlarda doğru yapılıyordur ama daha sonra izleyicilerin yapılan saçmalıklardan dolayı başka kanallara geçtiğini doğru gösterdiğini sanmıyorum.

Ne diyeyim;

Bence yapımcıların biraz daha kaliteli senaryolara yer vermeleri gerekiyor. Kaliteli derken eldekiler başlangıçta kaliteli gibi gözükse de sonrasında çığırından çıkıyor.

Ya senaristlere ne demeli ?

Biraz hayal güçlerini geliştirmeleri gerekiyor. Konuları çok kısır döngüde çevirir oldular.

İzleyicilere mi Allah sabır versin.

 

Oktay ERDEM

 

oktay erdem

Written by oktay erdem

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir