Tabiki Sosyal medya,

Ne kadar da hayatımızın merkezine oturuverdi birden, artık onsuz yaşayamaz hale geldik toplum olarak. Çevresel ilişkilerimizi, arkadaşlıklarımızı hatta aşklarımızı dahi ona göre seçer olduk. İçimizde bu denli boşluk olduğunu ve sosyalleşmek adına bu mecralara ihtiyaç duyacağımızı bundan 20 yıl önce söyleselerdi ne ben ne de benden yaşça büyüklerimiz buna inanırdı.

Peki bu gerçekten çok mu büyük bir ihtiyaçtı ? Bütün insanlık yüzyıllar boyunca bunu mu bekliyordu.

Ben bunu kendi kriterlerime göre 6 kategoriye ayırdım. Bunlar sırasıyla;

  • Sosyal Medya Aristokratları
  • Sosyal Medya Rehberleri
  • Sosyal Medya Gurmeleri
  • Sosyal Medya Yorumcuları
  • Sosyal Medya Kabadayıları
  • Sosyal Medya Sanatçıları

 

Bunu isteyen istediği kadar da uzatabilir. Ben bu kategorilerde değerlendirmelerimi yapıyor olacağım.

Bugün bunlardan üç tanesini paylaşacağım. Bunlar sırasıyla Sosyal Medya Kabadayıları, Sosyal Medya Sanatçıları ve Sosyal Medya Rehberleri olacak,

Sosyal Medya Kabadayıları

Onlar yüz yüze temasta o kadar başarılı olamamış insanlardır. Tüm sinir ve nefretlerini burada dile getirerek deşarj olurlar. Genelde verdikleri mesajlarda son sözü illa da kendilerinin söylemesi gerektiğini, sonunda ders veren cümleler kurmayı tercih ederler. Eskilerin tabiriyle (eğer varsa çok okuyan birisi olarak henüz okumadım) delikanlılığın kitabını günümüze yani sosyal medyaya uygun yazarlar. Hep onların sayfalarında ve takipçilerinde değersiz insanlar varmış ta onlara mesaj veriyorlarmış havalarına girerler. Üstü kapalı ders verip ucunda tehdidi eksik etmemek üzere cümleleri seçerler.

Çok sosyal gözükürler ama aslında bana göre bir o kadar içe kapanık a-sosyal insan olduklarını düşünürüm. Şiddet ve Milliyetçilik kavramı yaşam biçimleri imiş gösterirler ve zaman zaman bunla ilgili haber, video ve resimler paylaşırlar. Ama Milliyetçilik nedir ? desen Vatan Millet ve Sakarya dan başka bir şey söyleyemezler.

Sosyal Medya Sanatçıları

Okumayı sevmeyen ve sanata hayatımızda fazla yer ayırmayan bir toplumuz. Okumakla ilgili istatistiki bilgiler internette var zaten, Avrupa ya göre çok geride olduğumuz belli, bu rakamları paylaşmayacağım merak eden bakar zaten, fakat Twiter’a girip bir dolaştığınızda herkes şair, herkes güzel sözler söyleme uzmanı, geleceğin “Ata” ları olarak söyledikleri anlamlı Atasözlerini bulabilirsiniz. O kadar çok şiire ve sanata değer veriyoruz ki anlatamam vay anam vay.

Hani Arabesk müziği kimse dinlemez ya (sen benim külahıma anlat) aslında müziğin evrensel olduğunu kaçırırlar, hemen bir sınıflandırma işine girerler. Ama bir meyhanede veya popüler bir mekanda çaldı mı da vahiy ile sözleri gelir herkesin aklına birden bire herkes vur patlasın çal oynasın durumunda söylemeye başlarlar, hani bilmiyor ve dinlemiyordun ne oldu ?

Bu edebiyatı seven toplumu en çok Twiter da bulabilirsiniz.

Sosyal Medya Rehberleri

İşte benim en sevdiğim gurubu oluşturan topluluktur.

Bunlar sürekli gezerler, ha bire gittikleri yerlerin fotoğraflarını yayınlarlar, çok ama çooook sosyallerdir. O kadar meşgullerdir ki anlatamam şimdi. Aslında onlar madalyonun diğer tarafından nasıl göründüğünü fark edemezler,  yaşadıkları standart yaşamın arasında “yaşayamadıklarını” gösterirler aslında farkında olmadan. Hayatlarındaki eksik olanları paylaşırlar, “Biz zaten hep böyle yaşıyorduk/yaşıyoruz” mesajı verirler.

Yurt dışına çıkmaya çok meraklıdırlar. Kimlerine göre bu merak sadece bunu etrafına gösterme isteğinden başka bir şey değildir.

Topkapı Sarayını, Yerebatan Sarnıcı’nı görmemişlerdir ama Louvre müzesini mutlaka yayınlarlar. Galata Kulesine hiç çıkmamışlardır ama Özgürlük Anıtı (Eiffel demeyeceğim) mutlaka gösterilmelidir. Alfredo da makarnayı çekerler, Moulen Rouge da dans olmazsa olmaz. Anadolu yu gezmezler gezmiş olsalar da orası adı üzerin de Anadolu, ı ıııh olmaz yayınlayamazlar.

Benim listemde hepsinden var. Tam bir mozaik derler ya aynen öyle listem. Hepsini takip ediyorum. Bilmediğim şeyleri görüyorum ama çoğunlukla da gülerek veya acımsayarak izlemeye devam ediyorum.

 

Oktay ERDEM

 

oktay erdem

Written by oktay erdem

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir