Bayezid-i Bistami (k.s.) hazretleri  defa hacca gitmişti. Bir gün arafat tepesinde otururken nefsi:

“ey bayezid-i bistami! senin bir benzerin var mı ki 45 defa hac ettin ve binlerce hatim etme bahtiyarlığına eriştin”

diye fısıldadı. bu ses onu üzdü. derhal toparlandı ve oradakilere ;

“kim benim 45 haccımı bir ekmeğe satın alır” diye sordu.

bir adam ben alırım dedi ve ekmeği uzattı. bayezid-i bistami hazretleri aldığı ekmeği oradan bulunan bir köpeğin önüne koydu. sonra işini bitirip rum diyarına doğru yola çıktı. günlerce gittikten sonra antakya sen pier kilisesine bağlı olarak münzevi bir şekilde yaşayan kırıkhan’daki trabsak (darbısak) kalesinde yaşayan rahiblerin bulunduğu yere geldi.

kale m.ö 200-250 yıllarında dört katlı olarak inşa edilmiş zamanının sayılı yapılarından, ipek yolu üzerinde ve hadis-i şerifte alameti verilen ahir zamanda küffar ile yapılacak büyük harbin olacağı amik ovasına hakim bir yapıdır. burada bir rahip ile karşılaşan bayezid-i bistami hazretlerini, rahip elinden tutup kaldığı yere götürdü. ona bir oda verdi. bayezid-i bistami hazretleri kendisine ayrılan odada ibadetine başladı.

rahip her gün onun yiyeceğini sabah akşam getirip önüne koyardı. bu hal bir ay devam etti. bayezid-i bistami hazretleri bir gün nefsine dönerek ;

“ey nefis! seni kırmak istiyorum fakat sen o kadar kötüsün ki kırılmıyorsun” dediği sırada rahip içeri girdi ve “ismin nedir?”diye sordu. o da: “bayezid” cevabını verdi. rahip, “ne güzel adamsın. keşke isa mesih’in kulu olmuş olsaydın!” deyince bu sözler bayezid-i bistami hazretlerine ağır geldi. orada daha fazla kalamayacağını söyledi.

rahip oralarda 40 gün konaklamanın adet olduğunu söyledi ve ekledi: “bizim burada kırk günü tamamla, öyle git. çünkü bizim büyük bayramımız var. onu görmeni çok arzu ediyorum. aynı zamanda bir büyüğümüz sadece bu günlerde bir defa konuşur. onu dinlemeni istiyorum” deyince teklifi kabul ederek kırk gün kalmaya razı oldu. (orada bir büyük papaz sadece yılda bir defa, o bayram gününde çıkıp konuşurmuş.)

kırkıncı gün geldiğinde rahip, “buyurun dışarı çıkalım , bayram günümüz geldi” dedi. hazret dışarı çıkmak için hazırlandı. rahip ona “bu kıyafetle bin kadar rahibin arasına nasıl gireceksiniz!? bu elbiseleri çıkarıp şu rahip elbiselerini giyiniz, boynunuza şu incili asınız”dedi. bu teklif bayezid-i bistami hazretlerine ağır gelmesine rağmen bir hikmet vardır diyerek denileni yaptı ve rahiplerin arasına katıldı. biraz sonra rahiplerin büyüğü geldi. fakat konuşmuyordu. niçin konuşmadığı sorulduğunda “nasıl konuşabilirim, aranızda bir muhammedî var!” diye cevap verdi.

halk ve rahipler; “onu göster parçalayalım” diye bağrıştılar. baş rahip “hayır. yemin ederim ki söylemem, ancak ona dokunmayacağınıza söz verirseniz, onu size tanıtabilirim” dedi. bunun üzerine rahipler ve halk muhammedî olan zata dokunmayacaklarına dair yemin ettiler. baş rahip “allah için ey muhammedî, ayağa kalk ve kendini göster” diye seslenince bayezid-i bistami hazretleri ayağa kalktı. baş rahip “adın ne?” diye sordu. ” bayezid!” cevabını verdi. tahsil gördün mü ?” diye sorunca ” rabbimin öğrettiği kadar bir şey biliyorum” dedi. bunun üzerine rahip “o halde şu hususları cevaplandır! ikincisi olmayan biri, üçüncüsü olmayan ikinciyi, dördüncüsü olmayan üçü, beşincisi oymayan dördü, altıncısı olmayan beşi, yedincisi olmayan altıyı, sekizincisi olmayan yediyi, dokuzuncusu olmayan sekizi, onuncusu olmayan dokuzu, on birincisi olmayan on’u, on ikincisi olmayan on biri, on üçüncüsü olmayan on ikiyi söyle bunlar nelerdir?”

bayezid-i bistami hazretleri baş rahibe;

beni iyi dinleyiniz, ikincisi olmayan bir, eşi ve ortağı, dengi ve benzeri olmayan allah teala’dır.

üçüncüsü olmayan iki gece ve gündüzdür.

dördüncüsü olmayan üç, üç talaktır (boşamadır).

beşincisi olmayan dört tevrat, zebur, incil, kur’anı kerimdir.

altıncısı olmayan beş, beş vakit namazdır.

yedincisi olmayan altı, yerlerin ve göklerin yaratıldığı altı gündür.

sekizincisi olmayan yedi, yedi kat göktür.

dokuzuncusu olmayan sekiz, kıyamet günü arşı taşıyacak sekiz melektir.

on’uncusu olmayan dokuz, kadının dokuz ay hamilelik müddetidir.

on birincisi olmayan on, musa (a.s)’ın şuayb (a.s.) peygambere yaptığı on yıl çobanlıktır.

on ikincisi olmayan on bir yusuf peygamberin on bir kardeşidir.

on üçüncüsü olmayan on iki, on iki aydır” dedi.

rahip tebessüm ederek “doğru söyledin. şimdi de bana havadan ne yaratıldı, havada ne muhafaza edildi ve kim hava ile helak edildi? bunlardan haber ver” dedi. bayezid-i bistami hazretleri:

“isa peygamber havadan yaratıldı, havada muhafaza edildi, ad kavmi hava ile helak edildi.”

rahip “doğru söyledin. ağaçtan kim yaratıldı, ağaçta kim korundu ve ağaç ile kim helak oldu?” diye sorunca “musa (a.s) nın asası ağaçtan yaratıldı, nuh (a.s) ağaç içinde (gemide) korundu, zekeriya (a.s) ise ağaç içinde testere ile biçilip helak edildi.” cevabını verdi.

rahip “doğru söyledin. kim ateşten yaratıldı, kim ateşten korundu, kim ateş ile helak oldu?” diye sordu. bayezid-i bistami hazretleri “iblis ateşten yaratıldı, ibrahim (a.s) ateşten korundu, ebu cehil ateş ile helak oldu.” dedi.

rahip tekrar “taştan kim yaratıldı, taş içinde kim korundu ve taş ile kim helak oldu?” dedi. bayezid-i bistami hazretleri “salih peygamberin devesi taştan yaratıldı, ashab-ı kehf taş içinde korundu, ebrehe ve ordusu taş ile helak edildi.” cevabını verdi.

rahip “doğru söyledin dedi. cennette dört nehir vardır. biri baldan, biri sütten, biri sudan, biri şaraptandır. ayrı, ayrı olan bu nehir aynı kaynaktan akıyormuş, bunun dünyada bir örneği var mıdır?” diye sordu. bayezid-i bistami hazretleri “evet vardır. insanın başından dört nehir akar. kulak yağı acıdır, göz yaşı tuzludur, burun ayrı tat, ağızdan gelen su tatlıdır.”

rahip “doğru söyledin. cennet ehli yer içer fakat abdest bozmaz, su dökmez. bunun dünyada benzeri var mıdır?”diye sorunca bayezid-i bistami hazretleri “evet vardır. ana rahmindeki çocuk yer içer fakat dışkısı yoktur.” cevabını verdi.

rahip “doğru söyledin. cennette tuba ağacı vardı. cennette hiçbir saray, hiçbir köşk yoktur ki bu ağacın dalına dokunmasın. bunun dünyada bir örneği var mıdır?” diye sordu. bayezid-i bistami hazretleri “evet vardır. güneş sabahleyin doğunca böyle değilmidir?” cevabını verdi.

rahip “doğru söyledin. şimdi şunları cevaplandır: bir ağaç vardır on iki dalı bulunmakta her dalında otuz yaprak bulunmakta ve her yaprakta beş çiçek yer almakta, bunların ikisi güneşe üçü karanlığa bakmaktadır. bu ağaç nedir?” deyince bayezid-i bistami hazretleri “ağaç bir yılı temsil eder on iki dalı on iki ayı her dalda ki otuz yaprak, günleri, her yaprakta ki beş çiçek de beş vakit namazı temsil eder.” cevabını verdi.

son olarak rahip şöyle sordu “bana şu kimseden haber ver. hacca gitmiş, tavaf yapmış ve o makamlarda bulunmuştur. fakat onun ne ruhu vardır ne de hac kendisine vaciptir.” bayezid-i bistami hazretleri “nuh peygamberin gemisidir.” dedikten sonra rahib’e “ey rahip. bir çok sorular sordun. biz onları cevaplandırmaya çalıştık. müsaade ederseniz benim de sorularım var. fakat ben bir sorudan başka sormayacağım o da şudur:

“cennetin anahtarı nerededir? cennet kapılarının üzerinde ne yazılıdır?” rahip sustu ve cevap vermekten kaçındı. diğer rahipler bu duruma bozuldular ve “ey büyüğümüz mağlup mu oluyorsunuz?” dediler. o da “hayır mağlup olmak istemiyorum.” deyince “peki öyleyse niçin cevap vermiyorsun” dediklerinde “şayet cevap verirsem benim cevabıma katılır mısınız?” dedi. bunun üzerine hepsi birden söz verdiler. rahip “dinleyin, şimdi cevap veriyorum. cennetin anahtarı ve kapılarının üzerinde yazılı olan ibare “la ilahe illallah muhammedün resullullah’tır” deyip, o anda müslüman olduğunu açıkladı. diğer rahiplerde hep bir ağızdan kelime-i şahadet getirip müslüman oldular. bayezid-i bistami hazretleri onların yanında kalıp islamiyeti her yönüyle öğretti ve burada otuz yıl kaldı. böylece onun kırıkhan darbısak kalesine gelmesinin hikmeti meydana çıktı.

Gezgin

Written by Gezgin

1 Comment

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir